Ana SayfaAli'nin SayfasıBlog Sayfası

Düşünmek Her Şeyin Başlangıcı

(Ali Kurmuş - 17 Nisan 2020)

Normalde böyle bir yazı yazacak olsam kendi kendime "Ben kimim de insanlara ne yapacaklarını öneriyorum?" derdim. Açıkçası kendimi daha yukarıda görmüyorum. Ama geçen gün bir bankanın yemek tarifi paylaştığını gördüm ve bu durumdan daha da saçma bir şey söyleyemeyeceğimi düşündüm. Yazmasam olmaz! Evet, yüzlerce yazıdan ve öneriden sıkılmadıysanız, karantinada ne yapılabileceğiyle ilgili bir yazı daha. Kendime orijinallik konusunda güveniyorum.

Bir sürü kaynak bu çılgın zamanlarda boş zamanlarımız olduğunu ve bu boş zamanların kendimizi geliştirmemiz için bir fırsat olduğunu söylüyor. Harika ya! Bizim evde de garaj var (o da yok aslında) bu yeni bir Amazon kurmak için bir fırsat. Bu iki önerinin benzerliğini vereceğim ilk karşılıkların yakınlığından anladım. Soracağım soru çok basit: nasıl? Bu soruyu sorarken cevabını kendim bulmam gerektiğini bilerek sorarım çünkü bu öneriyi veren kişi nasıl yapacağını bilseydi, yapmış olurdu. Amazon kurmak için olmasa da kısa hayatımda ne kadar kayda değer olduğunu bilmediğim tecrübelerimle kendimi nasıl geliştiririm sorusuna bir cevap buldum.

Düşünerek. Muhtemelen bunu ben söylemeden tahmin edebilirdiniz. Merak etmeyin daha ileriye götüreceğim. Çok düşündüm, ancak hiçbir zaman salt bir şekilde “kendimi nasıl geliştiririm?” diye düşünmedim. Bence farkım burda başlıyor. Sadece kendimi daha iyi tanımaya çalıştım. Yeni biriyle tanışırken sorduğum soruları kendime sordum. Sonra sorular gittikçe derinleşti ve hayatımda cevaplarını en çok düşündüğüm sorular haline geldiler. Bunlara verdiğim cevaplar kendimi nasıl geliştirebileceğimi gösterdi.

Hayattaki amacım ne? Hayatıma geri dönüp baktığımda ne demek isterdim? Bunlar korkunç sorular, ayrıca çok zor cevapları var. Ama kendime sorduğumda cevapları merak ettiğimi farkettim. Şu anda dışarıdan tamamen bağımsızken, bu soruları düşünmek için güzel bir zaman. Hayatıma geri dönüp baktığımda, “ulan mutluydum” demek isterdim. Evet, bunun bana yeteceğini farkettim. Bunu farkettikten sonra nasıl mutlu olurum diye düşündüm. Cevap basitti: beni mutlu eden şeyi yaparak. Beni ne mutlu ediyor?

Bu zor bir soru. Basket oynarken mutlu oluyorum, arkadaşlarımla mutluyum, playstation oynarken mutluyum, problem çözerken mutluyum. Peki neden bunlar mutlu ediyor? Bu soruya kolay cevaplar vermeme izin vermedim. İyi olduğum için mi? Hayır, başka iyi olduğum şeyler var ve mutlu etmiyor, ayrıca kötü olduğum şeyler de mutlu ediyor. Teker teker mantık sorularıyla cevaplarımı eledim. Sonunda, belli kuralları olan bir ortamda uzak bir hedef için çalışmaktan zevk aldığımı anladım. Problem çözmek böyle bir şeydi. Belli kurallar var ve sonuca doğru gidiyorum. Hayattaki işi problem çözmek ve yeni bir şeyler öğrenmek olan insanlar var. Harika. Ben bunlardan olayım. Ben o insanlardan olabilmek için yani mutlu olabileceğim hayat için çalışacağım. Bu çok büyük bir hedef. Korkutucu. Bana sorsanız 10 yıl sonra ne yapacağımı asla bilemem ama bir hedef için önümüzdeki gün ne yapmam gerektiğini bilebilirim.

Hayatı bölerek yaşadım. Bir büyük hedefe, minik minik parçalara bölerek, sonucundan stres olmadan ulaştım. Büyük hedefi bölmek tam olarak nedir? Mesela biri bana saha etrafında 100 tur koşabilir misin diye sorsa muhtemelen hayır derim, ama bir tur koştuktan sonra bir tur daha koşmamı söylese aslında bir tur daha koşacak enerjimin olduğunu anlarım. Bunu her tur sonunda tekrar ettiğimde 100 tur koşmuş olurum.

Neyse konuyu kişisel bilgilerimle dağıtmadan daha formalize hale getirdiğim sistemi paylaşayayım. Soru sorma mantığını anlatabildiğim kadar anlatabildiğimi düşünüyorum. Şimdi bir rehber sunuyorum. Kolaydan zora doğru gideceğim. Benim durumum en zor örnekti.

İlk sorulacak soru, “ben ne olmak istiyorum?” Bu soruya iyice kafa yormak lazım çünkü cevabını bulabilmek hayatı kolaylaştırıyor. Bu illa bir meslek olmak zorunda değil. Ben çok para kazanmak istiyorum, ben üst seviye bir yönetici olmak istiyorum, ben NBA’de basketbol oynamak istiyorum, gitarda şu şarkının solosunu çalabilmek, veya izafiyet teorisini bu hocadan öğrenmek istiyorum. Bunu bir kere kararlaştırdıktan sonra o hedefin gerektirdiklerini düşünmek gerekli. Bunu yine düşünerek, veya o işin uzmanlarına sorarak yapılabilir. Burada da çok açık bir şekilde söyleyeyim, herkesin hedefe giden yolu aynı olmayacak. 220 boyunda bir adamın NBA’e gitme şansı 175’lik birinden çok daha fazla. Ama bunu bahane ederek bir isteğe atılmamak başarısızlığın garantisi. Tabi ki başka bir şeye yönelinebilir ama her şeyde çok çok çok daha iyiler olacak.

Gelmek istenilen yeri anlaşıldıktan sonra “bu yerin gerektirdikleri neler var?” sorusunu cevaplamak lazım. Ben şu an bu konuda burdayım, şuraya gitmem lazım. Bunu bulunca en azından kendimizi neye göre geliştireceğimizi bilebilmiş oluyoruz. Olduğumuz yerden istediğimiz yere gelmek büyük bir uçurum. Onun nasıl yapılacağını herkes kendi bulmalı. Buna bir iş olarak yardımcı olan kişiler var. Parasıyla öneri veriyorlar. Benim verebileceğim tek öneri hedefin vereceği zevki unutmadan ama hedefin büyüklüğünü unutarak çalışmak. Bir yıl içinde ne yapacağını düşünmek yerine bir sonraki gün ne yapman gerektiğini düşünmek. Önceden bütün düşünce işini halletmek. Yarın şu soruyu çözeceğim, yarın şu kadar şınav çekeceğim, ya da yarın şu kitabın 100 sayfasını okuyacağım. Bunları yaparken büyük hedefi hatırlamak ama bu küçücük teker teker günlük şeylerin hedefe nasıl katkı sağlayacağını düşünmemek lazım. Kendimize güvenmek çok önemli. İşe yarayacak. Kendimizi en iyi biz tanıyoruz ve yaptığımız küçük şeyin istediğimize ulaştıracağını daha önceden düşündük. Daha fazla yorulmaya gerek yok.

Bu sorular değişebilir, “ne olmak istiyorum” bir soru, “nasıl anılmak istiyorum” da bir soru. Mesela ben bu adamın “satamayacağı mal yok”, “tavlayamacağı kız yok”, ya da “herkesi mutlu eden biri” diye anılmak istiyorum. Süreç yine aynı. Ben nerdeyim, onun için nereye gelmem lazım? Oraya gelmek için yarın ne yapmalıyım? Hedef koymak zor. Farklı soruların sorulabileceğini söylemem farklı tip hedefleri açıklamak istemem. Herkesin farklı bir hedefi olabileceği açık. Herkes doktor ya da mühendis olacak diye bir şey yok. Artık bu bilinen bir şey. Ancak, herkesin aynı şekilde hedef koymasına da gerek yok.

Etrafta gördüğüm kişisel gelişim kitapları ya da hayat koçları herkese farklı sonuçlar için aynı hedefleri koyduruyor. Tabi ki bu çalışan bir yöntem ve buna saygım sonsuz. Buna eklemek istediğim şey farklı tip hedeflerin aynı sonuçlara varabilmesi. Yukarıda belirttiğim gibi bir hedef her şey olabilir. Hayatta şu pozisyona gelmek istiyorum, bunu yapacak kadar para kazanmak istiyorum, şu şekilde anılmak istiyorum, bu tip problemler çözmek istiyorum, ya da şu çok spesifik şeyi yapabilmek istiyorum. Bunların hepsi aynı derecede güçlü hedefler. Çok basit bir örnek:

“Ben kod yazabilmek istiyorum abi. Bilgisayarda siyah ekrana bir şey yazdığımda bir şey olsun. Bu nasıl olur? Neler lazım? Bilgisayarım var, internete erişimim var, matematik biliyorum. Başka neler lazım, google a sorayım. Hmm google’da programlama dili diye bir şey çıktı. Algoritmik düşünme gibi bir yetenek gerekli. Geliştirilebilir. Önce programlama dilinin ne olduğunu öğreneyim. Yine google. Tamam onu anladım. Önerilerde python denen bir dille başlamak iyi olur diyor. Tamam python öğrenceğim. Bunu en iyi nasıl öğrenebilirim? Başka şeyler öğrenmek için hangi kaynaklara başvurmuştum? Google her zaman bir seçenek. Öğretmenime sordum. Dersimiz Dünya diye bir site vardı o yardımcı oluyordu. Bir onları deneyim. Oha 100 saatlik bir ders. 100 saat çok ya. Sakin ol! Yarın şu egzersizi yapacağım. Tüm dersi bilmiyorum ama yarın o egzersizi yapabilirim.”

Çok bir şey söylemediğimin farkındayım. Nerde olduğunu fark et ve nereye gitmek istediğini bul demek gerçekten işin kendisine göre çok daha kolay. Ama bir yerden başlamak gerekli. Düşünmek olabilecek en iyi başlangıç. Hedefi kendimiz koyduğumuzda hiçbir dış motivasyona ihtiyaç duymadan çalışabiliyoruz. Uzun bir süre düşünüp kendimize sorduğumuz zor soruların cevabını bulduğumuzda, en azından önümüzde gideceğimiz yol beliriyor. Bu yol istediğimiz yol ve bize bunu kimse vermedi. Bu yolu gitmek için hiç kimsenin onayına ihtiyacımız yok.

Bu yola adım atmamız ne sistemin ne de başkalarının suçu. Bu yolu oluşturulduktan sonra gidip gitmemek kendi isteğimize bağlı. Başarısızlığın günün sonunda kendi suçum olacağını farketmek beni iten güç oldu. Eğer kontrolümün dışında bir şey yüzünden başaramadıysam elimden gelenin en iyisini yaptım diyebildim. Daha çok uğraşsam yapabilirdim dediğim hiçbir şey olmadı. Bunu demek çok kolay. Ancak bir kere bunu yapabilmek için şu kadar daha çalışmam lazım dedikten sonra, o şeyi yeterince istiyorsam çalışmak çok kolay oluyor. Düşündük ve istediğimize karar verdik. Onun için çalışmak için artık bir iç motivasyonumuz var. Motivasyonumuz hala mı yok? Belki de o kadar istemiyoruz? O zaman tekrar düşünelim. İstediğimiz ne?